/ /

Amerika’da olsa…

25 Ekim 2013

Necef Uğurlu

amerika

Türkiye’de olanları Amerika ile karşılaştırıp dersler çıkarma merakı malum, bu tür söylemler derhal medyada yer buluyorlar.

Ancak işlerine geldiği gibi yorumladıklarını görüyoruz.

Mesela kimse bir ‘sığ sağcı’ gazetecinin Amerika’da performansı yüksek bir üniversiteyi kapatma önerisi karşısında Amerika’da nasıl reaksiyonlar olabileceğini konuşmuyor.

Veya çoluk çocukla didişmeyi şiar edinmiş bir başka siyasetçinin yumurta yiyince hayati tehlike geçirdiğini söylediğinde Amerika’da siyasi hayatının devam edip edemeyeceği tartışılmıyor .

Her kandil telefonları mesajlarla inleten dini bütün mesajlar kralının kafayı çekmesinin seçmen kandırmacasına girdiği ve referans ülke ABD’de kandırmaca, yalanın siyasilerin korkulu rüyası olduğu açısından bakılmıyor.

Telif hakları konusu ise başlı başına örnek alınması gereken bir başka husus, ABD’ yi örnek gösterirken Amerikan Değerleri meselesinin ne olduğunu anlamak ve bütün olumsuz koşullara karşın nasıl ayakta süper güç olarak kaldıkları da bu değerlerin yeri olup olmadığını düşünmek lazım.

Moral değerler, halkın moralini yükseltecek işler televizyonlarımızda gerektiği kadar yer alabiliyor mu, sorumuzu kayda geçirelim.

Televizyonlarımızda ‘Kara’ merakı yanılmıyorsam ‘Kara Melek’ ile başladı bakıyorum devam etmekte. ‘Karadayı’ , ‘Karagül’ bu yılın gündemdeki dizileri.

İsmi ‘Kara’ lı dizileri izledikçe içimiz mi açılıyor ne? Ya da moraliteyi yükseltmekten anladığımız bu , demek ki önümüzdeki aylarda ‘Kara Lahana’ , ‘Kara Kedi’ , ‘Kara Maşa’ ‘Kara Talik’ dizileri yolda.

Amerika’da bu kadar aynı sözcükten türemiş diziler yapılsa acaba ne olur ?

Amerika’da sağdan soldan ve birbirlerinden öykünen dramalar yüzdesi acaba kaç ?

Amerika’da Amerikan vatandaşı olup ikinci vatandaşlığı olduğu ülkede ABD aleyhine çalıştığı tespit edilen bir yurttaşa acaba ne yapılır, dizilerde gördüğümüz pek iyi şeyler yapılmıyor.

Amerika’da 13 yaşında kız çocuklarını düğün dernek gelin eden erişkinlere acaba ne yapılıyor?

Amerika’da kadını değersizleştiren erillere nasıl bakılıyor acaba ?

Amerika’da aday olmadan adaymışçasına her gece televizyonları gezen siyasetçilerin bu talepleri acaba heyecanla karşılanıyor mu ?

Amerika’da mensubu olduğu partiden istifa edip siyasi hayatına başka partilerde devam eden siyasetçi sayısı nedir acaba, kendilerine Türkiye’de ki gibi kolay yer buluyorlar mı ?

Amerika’da her yeri çin malı ışıklandıran belediyelere acaba halk nasıl tepki gösteriyor ?

Hani örnek alacaksak Amerika’yı tam alalım diyorum.

Haksız rekabetin Amerika’da cezası var mı ?

Amerika’da evlilik , aile kurumuna nasıl bakılıyor, Enver’in (Aysever) programında Rahman Altın’ı dinlediğimde çok şaşırdım, Amerikalıların çok yalnız olduğunu söyledi. Aileler adeta dağılmış, eşleri ve köpekleri varmış o kadar . Uzun zamandır Amerika’ya gitmedim bu kadar müthiş facia bir değişim yaşamış olabilirler mi , benim arkadaşlarımla bağlılıklarım ilgim hala devam ediyor ama Rahman Bey’e itimat etmek durumundayım çünkü kendisi orada yaşıyor.

Ama ; Enver’in bizlerin evrensel sanata katkımız hangi hikayelerle olur mealinde ki soruya verdiği cevaba epey güldüm. Biz sevgi öyküleriyle katkıda bulunabilirmişiz, çünkü bizde sevgi varmış Amerika’ lıların aksine. Biz gündüz kavga etsek akşam evimizde misafir edermişiz.
Rahman Altın hayallere dalmış, ya da uzun süredir burada olmadığı için hiç bir şeyin farkında değil.

Amerika hususunda kendimi yetkin hissetmiyorum, ama burada yaşadığımız sevgisizlik ortamını anlamasını temenni ederim, insanların yaşadıkları acıların fakında olmaması beni şaşırttı.

Çünkü müşterek dostlarımızdan kendisi ve eşinin nasıl iyi, sevgi dolu, misafirperver insanlar olduğunu çok dinlemişliğim vardır.
Rahman Kardeş, sevgi artık ne yazık ki hiç tanımadığın bir bebeğin gülüşünde, el sallayışında bu günlerde , insanı hayata yeniden tutunduran bir bebek gülüşü kalan .

Sen ilhamını ona göre ayarla, samimiyet esastır sanatta.

Elbette çok öykülerimiz var anlatacağımız içinde nefret, sevgi, özlem, bin bir yanlış, tamah dolu hikayeler. Amerika’da cesaretle anlatıyorlar, bizde sevgiyi yok eden korkaklık ve sanatı da kemiren.

Amerika’da olsa ne derler ; You can’t eat and have the cake at the same time.

Bizde de ‘Hem karnım aç , hem çöreğim bitmesin diyeceksin’ derler.
Zor işin her yol ayrımı gibi , yolun açık olsun.


Yorumlar(0)