/ /

Birinci Ağızdan

09 Haziran 2013

Selen Çatalyürekli

ŞİDDET

Birçok kişi Türkiye’nin bir çok ilinde halen, Gezi Parkı destek eyleminde gözaltına alınanların bırakılmasını talep eder ve yeni gözaltına alınmaların olduğunu canlı yayınlardan takip ederken; birinci ağızdan, gözaltına alınmış Efecan Serin’in yaşadıklarını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

 

Hikayesini aktaracağımız arkadaşımız, size daha önce sosyal medya üzerinden bahsettiğimiz; illüstratörümüz Duygu Serin’in kardeşi. İzmir’de 1 Haziran Cumartesi günü 23.00′ten, 2 Haziran Pazar günü saat 23.00′e kadar gözaltında tutulmuş ve ağır bir şekilde darp edilmişti. Biz de birinci ağızdan konuştuğumuz, Efecan’ın hikayesinin mutlaka bilinmesi gerektiğini düşündük.

 

Efecan, dört arkadaşı ile birlikte cumartesi akşamı İzmir- Alsancak Meydanı’ndaki eyleme katıldı. Meydanda, Efe’nin ifade ettiğine göre bir grup vardı ve çok provokatif hareketlerde bulunuyorlardı ve etrafa vurup kırıyorlardı. O yüzden de herkes evlerine gitmek istedi, ayrıca üstüne gaz bombası atılınca herkes dağılmaya başlamıştı.

 

Fakat bu sırada, birlikte meydanda bulundukları arkadaşının kafasına taş geldi ve kafası yarıldı. İki arkadaşıyla birlikte, kafası yarılan arkadaşını, İzmir ‘Basmane Şifa Hastanesi’ne götürdüler. Bu hastane ise yardım etmemiş ve devlet hastanesine gitmelerini söylemişti. Efecan ve arkadaşları nereden gidebiliriz diye sorduklarında (sonradan sivil polis olduklarını, tahmin ettikleri kişiler) şuradan, şuraya diye bir yol tarif etmişlerdi. Tarif edilen yere gittiklerinde ise, polisin pususu ise karşılaştılar. Bu yol, yine Efecan’nın ifadesine göre, zaten herkesin evine kullanmak zorunda olduğu bir yoldu. Efecan ve arkadaşları da Şifa Hastanesi’nden çıkarak tarif edilen yere taksi bulmak için yürümüşlerdi.

 

O akşam polisler, daha birçok köşe başında; metro istasyonlarına ve otobüs duraklarına pusu kuruyordu. Sivil polisler de; Efecan ve diğer arkadaşları gibi daha bir çok kişiyi oralara yönlendiriyordu. Efecan, aynı akşam göz altına alınan 197 kişinin %90′ının bu şekilde aldıklarını iletti.

 

Gözaltına alınmadan önce Efecan ve diğer kişilerin yaşadıkları ise en önemli kısım. Çünkü polisler, yakaladığı herkesi merkezlere, götürmeden önce ara sokaklarda dakikalarca dövüyor ve gözaltı otobüsüne götürüyordu. Buradan sonra hikayenin devamına, Efecan’ın kelimeleriyle devam ediyoruz.

 

‘Basmane’de bulunan Şifa Hastanesi’nin 10 metre ilerisinde bir tekel bayisinin önünde evime gitmek için taksi beklediğim esnada İzmir Emniyeti resmi kıyafetli resmi kıyafetli polisler tarafından göz altına alındım. Beni gözaltına alan polis memurları, emniyete götürmeden önce yakaladıkları yere yakın bir ara sokağa götürdüler. Bu ara sokakta her iki kolumdan, ayrı ayrı iki polis memuru tutarak başımı yere eğdi. Başımı eğdikleri için tam olarak yüzlerini göremedim. Bu esnada başka bir polis memuru daha geldi ve beni darp etmeye başladılar. Kafama ve enseme vurdular. Yüzünü göremediğim başka bir polis memuru da yüzüme tekme attı. Bu tekme sebebiyle burnumdan, dilimden ve dudağımdan yaralandım, dişim kırıldı. Darp edildiğim esnada üstümde bulunan tshirtüm yırtıldı. Tshirtümün her tarafında kan izleri bulunuyor.’

 

‘Gözaltı otobüsünde de ‘Ankaralı’ dedikleri bir adam içeri girip gözaltındakilere sorular sorup tokat atıyordu. Ben tam o esnada otobüsün içine girdim. Beni de tehdit etti. ‘Senle görüşeceğiz daha’ deyip, otobüsten indi ve otobüs ardından hareket etti. Saat 23.00 sıralarında otobüse bindirildim. Bulunduğumuz otobüs, İzmir Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesine getirildi. Giderken yolda genç bir polis memuru bize vatan hani ve terörist dedi; ben ise ‘biz vatanı sizden daha çok seviyoruz’ dediğimde ‘görüyoruz’ diyerek bana cevap verdi. . Burada yaklaşık 12 saat otobüsün içerisinde bekletildik.

 

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ndeyken, bir kişiyi evine gitmek istediği ve suçsuz olduğunu söylemesi ağlaması ve bağırması üzerine otobüsten indirip darp ettiler o adamın söylediği sadece şuydu: “Ben suçsuzum, beni yolda yürürken aldılar. Benim 2 çocuğum var; beni beklerler. Bırakın beni lütfen”. Bunu söyleyerek ağlıyordu. Polise bağırdığı ve oradaki bir gencin yakasını tutup ‘bana yardım edin’ demesi üzerine onu otobüsten çıkarıp darp ettiler. Gece saat 4 civarları üstünde sadece bir atlet kalmışken yarım saat yerde bıraktılar ve hava çok soğuktu. Ardından içeriye aldılar 3- 4 saat sonra ambulans geldi adamı aldı ve gitti.

 

Akıllı telefonu olanların telefonları, polis tarafından çalındı ve kendi yiceğimiz yiyecekler ve içecekler için bizden para talep ettiler. Bana ve otobüsün içerisinde bulunan diğer kişilere bu süre boyunca sadece su verildi. Ama polise ‘harcırah’ denen bir para veriliyormuş gözaltındaki kişilere yemek ve içecek vermek için ama buna rağmen bizden para istediler. Benim param olmadığı için yanımdaki arkadaşlar bana ısmarladı.

 

Orada herkesi darp etmişler. Birçok kişinin kafasında yarık vardı. Kafasında yarık olan bir çok kişinin kafası telefonla vurma sonucu oluşmuş ve hiç günahı olmayan insanları almışlar ve dövmüşler. Polis de bunun farkında ama buna rağmen ‘orada olmanız suçtu’ dedi bizlere. Ama biz gösterinin yapıldığı yerden 300 metre hatta daha fazla uzaklıktaydık. Pazar günü, sabah saat 11.00 sıralarında doktor raporu için Alsancak Devlet Hastanesine götürüldüm. Doktor yüzümdeki darp izlerini rapora geçirdi. Saat 13.00 sıralarında da çevik kuvvet geldi. Aralarında göz altında bulunan arkadaşlarımı döven kişiler de vardı. Herkes kendini döven kişiyi sessizce söylüyor ve korkuyordu. Şikayetçi olmalarını söylediğimde polisle uğraşmak istemediklerini, başlarının belaya girmesinden korktuklarını söylediler.

 

Saat 17.00 sıralarında internette gördüğümüz elli sopalılar geldi. Özel otobüslerle emniyete, ardından eshotlara bindirilip gösteri yapılan yere götürüldüler.’

 

‘… ifadem alındıktan sonra çıkış raporu için Buca Seyfi Durusoy Hastanesi’ne götürüldüm. Çıkış raporum alındıktan sonra, polisler içeriğini tam olarak okuyamadığım bir kağıt imzalattılar. Tam olarak hatırlamıyorum ama bu kağıtta üzerime atılı suçlamaları kabul ettiğim şeklinde beyanlar yazılıydı. Ben okumadan imzalamayacağımı söyleyince ‘imzalamazsan serbest kalamazsın’ dediler. Ben de bu kağıdı imzalamak zorunda kaldım. Bizi 28 saat sonra gözaltından çıkarttılar.’

 

Gözaltına alınma durumundaki haklarınızı daha önce buradaki gönderimizde sizlerle paylaşmıştık, Fakat gerçekte böyle bir durumla karşılaşıldığındaki farkları Efecan’ın başına gelenler aracılığıyla hep beraber adım adım okumuş olduk.


Yorumlar(0)