/ /

“Canlı” hediye olmaz

25 Ocak 2014

Av.Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

kapak-karne-hediyesi

Dün okullarda karne günüydü; çocuklar için, eğitim hayatlarının bir dönemini daha bitirdikleri ve başarı ile bitirdi iseler de, hediye ile taçlandırıldıkları bir gün.

 Taçlanma, hediye deyince, aklımıza hemen; yaklaşmakta olan Sevgililer günü hediyesi, barışma hediyesi, doğum günü hediyesi ve dün itibariyle gündemde olan KARNE HEDİYESİ geliyor. Ve maalesef hala, “canlı hayvan”, bu özel hediye günlerinde karşımıza, hediye olarak çıkmaya devam ediyor.

 Çocukların hayvanlarla birlikte büyümesi, mümkün olsa her bir çocuğun hayvanla büyümesi, hepimizin hayatta en çok arzu ettiğimiz bir mevzu. muhabbet-kusu-parazitleri

Her şeyden önce; hayvanların, çocukların gelişimini hızlandırdığı önemli bir gerçek. Hiçbir eğitim materyali, çocuğun her gelişim alanına aynı anda hitap edemezken, bunu gerçekleştirebilen tek şey; “Hayvan”.

 Çocuklar, hayvanlar sayesinde, daha duyarlı oldukça, çevresindeki arkadaşlarına karşı da daha duyarlı olmayı öğreniyor.

Evde hayvan, çocukta sorumluluk duygusunu geliştiriyor, kendi üzerine düşen görevleri yerine getiren bir çocukta da öz güven artıyor.

Evinde hayvan olan çocuk, hayvanı taklit ederek, büyük ve küçük kas gelişimini hızlandırıyor.

Ve en önemlisi de, hayvanların ihtiyaçlarına daha duyarlı hale gelen bir çocuk, çevresindeki arkadaşlarının ihtiyaçlarına ve duygularına karşı da daha duyarlı bir hale geliyor, böylelikle empati duygusu gelişiyor.

Ki, ülkemizdeki bir çok sorunun altında, empati yokluğu yatıyor.

Yukarıda da kısaca belirttiğim üzere, hayvanın çocuğa katkıları oldukça önemli.

Ama asıl,  bir çocuğun hayvanla büyümesi, Dünyamıza yapılabilecek en güzel katkı; Dünyaya bir güzel insan daha katılmış oluyor.

uzgunkopek2

 Bizim BURADAKİ ASIL SORUNUMUZ, hayvanın, bir hediye olarak – bir mal olarak algılanıp, sonu sonrası düşünülmeden alınması ve çoğunlukla da hevesler geçince ve bakım aile için zor gelmeye başlayınca, hayvanların sonunun terk ile neticelenmesi.

 TERK EDİLMEK, HER CANLIYA AYNI ACIYI VERİR. Onlar da bizim gibi can taşır. Hayvanlar da, insanlar gibi hem bedensel hem de duygusal olarak büyük acılar çekerler.

 Ve çocuklarımıza da, eve alınan hayvanı terk etmek, çocuğa öğretilebilecek en kötü derstir. Ve çocuğa, “sana zor gelen ve canını sıkan her görevden ve sorumluluktan hemen kurtulabilirsin” şeklinde verilecek hayat dersinin bedelini de, daha sonra yine, o anne ve baba ödeyecektir.

Bir çocuğa, karne hediyesi olarak bir hayvan alınacak ise; şu unsurlar muhakkak göz önünde bulundurulmuş olmalıdır:

 

*Hayvan beslemek büyük bir mesuliyet gerektirir. Bu konuda, kişi, kendini çok iyi tartmalı, limitlerini bilmeli, bir anlık hevesle hareket etmemelidir.

 *Yine, ailede hiç kimsenin alerjisinin olmadığı konusunda emin olunmalıdır.

 *Yavru alınan bir  hayvanın; yaklaşık 10-15 senelik bir ömrü vardır. Bunun, hayvan nefes aldığı müddetçe devam edecek olan bir bağlılık ve sadakat olduğunun algılaması gerekir.

 *Hayvan bakımı zordur; sorumluluk ister; hayvanın beslenme, gezme, bakım ihtiyaçları bulunur. Bir hayvan sahibi olmanın getireceği sorumluluğun, zorluğun ve görevlerin bilincinde olunmalıdır.

 *Ve bir hayvan, adeta bir çocuk gibi ilgi, alaka ve özen bekler.  Nasıl bir bebek, aileye geldiğinde, aile “yok olmadı, çok zormuş, bize göre değilmiş” deyip kapının önüne koyamıyorsa, ailenin eve getirilen hayvan için de aynı şekilde düşünmesi gerekir.

 Kaldı ki, hayvan sahibi olmak neredeyse bir çocuk sahibi olmak gibidir; bütün zorluklarının yanında tarifi mümkün olmayan bir sevgi ve mutluluk kaynağı, paha biçilemez bir güzelliktir. Hayvan sevgisini hayatında tatmamış bir insan, gerçekten eksik kalmış bir insandır.

 Yoksa, “hediyesini alıp çocuğun gönlünü yapalım, bir dönem sonra zaten hevesi geçer, o zaman da hayvandan kurtuluruz” mantığı ile bir hayvan alıp sonra onu sokağa terk etmek; hem suçtur hem de büyük bir vicdansızlıktır.

 Alınan evcil bir hayvanın, terk edilmesi; hem 2003 yılında meclisten geçerek kanunlaşan Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesine, hem de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununa karşı SUÇ TEŞKİL EDER.

akvaryumda-balik

Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3. Maddesi:

 “Hiç kimse ev hayvanını terk edemez

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun 5. Maddesi:

 “Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez; beslenemeyeceği ve iklimine uyum sağlayamayacağı ortama bırakılamaz.”

şeklinde “YASAKLAR” başlığı altında düzenlenmiştir.

Bu dünyada daha fazla güzel insan olması için büyük emeklerle yetiştirdiğimiz çocuklarımıza, lütfen, iyi örnek olalım.

Bilinçli ve duyarlı davranalım.

Bakamayacağımız hayvanları, üç beş günlük heves uğruna alıp, bu dilsiz canları heba etmeyelim. Ayrıca, heba edilen her bir canın; hem ömür boyu vicdani yükü olduğunu, hem hesabı verilemeyecek bir günah olduğunu, hem de kanunu aykırı suç teşkil ettiğini unutmayalım.

 

                                                                                     Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

İstanbul Barosu

Hayvan Hakları Komisyonu

Bşk. Yrd.


Yorumlar(1)

  • Anonim

    size kesinlikle katılıyorum ve bu önemli bilgilendirmenize sonsuz teşekkürler ediyorum