/ /

Çocuk istismarı-Çocuklarımızı bilinçlendirmek

11 Ocak 2014

Av.Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

çocuk_istismarı2

Ben, 8 yıldır, hayvan hakları alanında hukuki mücadele veriyorum. Bu mücadeleyi verirken, hep şu bilinci taşıdım; hayvanlar, canlılar zincirinin en zayıf halkasını oluşturuyor ve en büyük zararı görüyorlar. Bu zincirin diğer halkalarını; çocuklar, yaşlılar, engelliler, LGBT’liler, kadınlar ve erkekler oluşturuyor. Bu canlı zincirinde, birinin eksikliği, tüm dengeleri bozuyor. Ve zincir içinde, her gücü yeten de, gücü yetene şiddet uyguluyor. Bu zincirdeki her bir canlı çok değerli ve korumasının sağlanması büyük önem taşıyor.

Justice is served Hayvan hakları mücadelesine bu şekilde yaklaşırken, bir de üstüne yeni anne olup, dünyaya bir kız çocuğu getirdiğimde, kız çocuğum için daha çok endişelenmeye başladım. Çocuklara karşı girişilen her türlü şiddet dolu ve hukuk dışı davranışlar, çok daha fazla dikkatimi çekmeye başladı.

Bu bağlamda da; 20 Kasım 2013; DÜNYA ÇOCUK HAKLARI gününde, İstanbul Barosunun, bu özel gün nedeniyle düzenlemiş olduğu Çocuk İstismarının İspatlanması – Adli Tıp Uygulamaları başlıklı paneline katıldım.


Panelde, bir kez daha, Ülkemizdeki cinsel ihtiyaç adı altında kanıksatılan hayvan tecavüzünün, her geçen gün artarak yaşandığı ve bu sapkınlığın kendini doğal olarak, artarak giden bir oranda çocuk istismarında da gösterdiğini gördüğümü, üzülerek belirtmek istiyorum.

Bu konuda, önce biz ebeveynlerin bilinçlenmesi, sonra da çocuklarımızın bilinçlenmesi çok önemli. Medeni ülkelerde, bu bilinçlenme sürecinin, okullarda eğitim olarak verildiğini hesap edersek, bizdeki durumun vahameti, daha da net ortaya çıkmakta.

Çocuklara istismar; 4 ana grupta toplanıyor;
1- FİZİKSEL İSTİSMAR
2- PSİKOLOJİK İSTİSMAR
3- EKONOMİK İSTİSMAR
4- CİNSEL İSTİSMAR

cocuk haklariHepsi birbirinden ağır olmakla birlikte, cinsel istismar, çocuğa, en büyük zararı veren istismar türü. Çocuğu, çocuğun bağışıklık sistemini dahi bozan bir değişim sürecine sürüklüyor. Psikiyatr Prof. Dr. Osman Abalı, “cinsel istismara uğrayan çocuk 5 sene boyunca tedavi edilmeli, destek görmeli” diyor.

Aile içi cinsel istismara uğrayan çocuklara yardım edebilmek, ülkemiz insanlarının iki yüzlü ahlak anlayışı ve bugünkü aile mahremiyeti konjonktüründe, çok kolay değil.

Lakin, hiç olmazsa, çocukları, aile dışından gelebilecek cinsel istismar tehlikesine karşı korumamız mümkün.

Peki ne yapabiliriz? Bunun için, önce biz ebeveynler koruma/korunma yollarını öğreneceğiz, sonra da, çocuklarımıza öğreteceğiz.

Prof. Dr. Sevil Atasoy;
“2 yaşından itibaren çocuklarınızı, ortalık yerlerde soyup giydirmeyin ve vücut mahremiyeti açısından da ondan izin alarak bu işi yapın” diyor. 

TEMELDE, İSTER KIZ, İSTER ERKEK OLSUN,

ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETMEMİZ GEREKEN ÖNEMLİ BİLGİLER VAR:


1. Vücudumuzdaki özel alanlar (mayonun kapattığı yerler) anlatılmalı.

2. Çocuğa; “Hiç kimse senin, vücudunun parçalarına bakamaz ve dokunamaz” diyerek anlatılmalı.
Çocuklara kendilerinin de, başkalarının özel yerlerine bakamayacakları ve dokunamayacakları anlatılmalı.
Bunun tek istisnası olarak, canımız acıdığında sorunu anlamak için anne/baba ve doktorun “izin alarak” bakması ve dokunmasının zararının olmayacağı anlatılmalı.

3. Eğer birisi, çocuğun özel yerine bakar ya da dokunur (kendini kötü hissettirir) ise; ona aşağıdaki davranış biçimi öğretilmeli:
*Söyleyebileceğin en sert ve en ciddi biçimde HAYIR de.
*Oradan uzaklaş ve güvenli bir yere gitmeye çalış.
*Güvendiğin bir büyüğüne anlat.
*Büyükler seni dinleyip bu konuda bir şey yapana kadar da söylemeye devam et.

4. Birinin, çocuğun özel yerlerine baktığında ya da dokunduğunda, büyüklerine gidip anlatmaması için çocuğa karşı yönlendireceği yalan, tehdit ve/veya vaat edeceği herhangi bir hediye karşısında, önceden çocuğun bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekiyor:

*En çok kullanılan; “Bu bizim sırrımız” söylemine karşı; en azından anne ile çocuğu arasında sır olmayacağı bilgisinin verilmesi büyük önem taşıyor. Tabii, çocuğun annesinin cinsel istismarına uğradığı durumlar, bu konunun istisnasını oluşturuyor.

*Çocuğun; “zaten anlattıklarına kimse inanmaz, anlatırsan da seni sevmez ve istemezler” tarzında tehditlere karşı da uyarılması çok önemli. Çocuğun, her şeyi anlatabileceği ve ne anlatırsa anlatsın, ne yaparsa yapsın sevileceği, kendisine hissettirilmeli ve GÜVEN TELKİN edilmeli.

*Çocuğu kandırarak bir yere götürmek için verilebilecek hediye çikolata, şeker benzeri şeyler karşısında ise; çocuğa, yabancıdan hiç bir şey kabul etmemesi ve teklif edilen her ne ise, önce anne ve/veya babadan izin alınması gerektiği öğretilmeli. 

Umarım, çocuklarımız, cinsel istismara uğramaz. Çünkü maalesef, cinsel istismar halinde, başvurulacak hukuki süreç, en az istismarın kendisi kadar sancılı.
Çocuğun olay hakkında; karakolda, savcı önünde, mahkeme salonlarında duruşmada, tekrar tekrar dinlenmesi, beden muayenesi, kurumların vicdanı yaralayan raporları….

Kısaca, EĞİTİM ŞART.

Özellikle de, artık neredeyse kız ile erkek aynı kaldırımda dahi yürümesin denebilecek kadar sınırların daraltılmaya çalışıldığı ve insanların daha çok sapkınlığa itildiği bu ülkede…

Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU BŞK. YRD.

İllustrasyon: Duygu Serin


Yorumlar(0)