/ /

İstanbul’a ışık taşımış kayıp bir demiryolu!

08 Ekim 2013

Yasemin Aksoy

demiryolu

Bir zamanlar İstanbul’un imdadına yetişen,
değişen enerji politikası ile atıl hale gelen,
devamında yok olma sürecine giren,
Ve tesadüfen gün yüzüne çıkan bir demiryolu!

Bildiğimiz gibi tarihi miraslar çok kolaylıkla tahrip edilip, yıkılabiliyor!
Maalesef bu demiryolu da bunlardan sadece biri
Yeşilden, maviye bu ıssız orman içerisinde, demiryoluna ait bulabileceğimiz ufacık bir kalıntı dahi bizleri çok derinlere götürüyor.
Çok özel, duygu yüklü bir güzergah burası!
Savaş yıllarında yaşanan zorluklar, on binlerce gözü yaşlı annenin, cepheden dönen oğullarını beklediği demiryollarından sadece biri !
100 yıl öncesinin acı, tatlı anısı, heyecanı ile bu izi sürmeye, geçmişe el uzatmaya
var mısınız?

DSC_7001

1911’de arazisi satın alınan Silahtarağa Elektrik Santrali, Haliç’in Kâğıthane’yle birleştiği noktada kurulur. Ülkemizde elektrik üreten ilk santral olup, elektrik üretimine 1914 yılında başlamıştır.
Bu elektrik santrali İstanbul’un büyük bir bölümünü, özellikle de Dolmabahçe Sarayı’nı aydınlatmak amacı ile tesis edilmiştir.
Silahtarağa Elektrik Santrali’nde elektrik üretimi kömür ile yapılmakta,
dönemin askeri ve özel fabrikaları, Şirket-i Hayriye Vapurları, savaş gemileri ve tüm demiryolları kömür ile çalışmakta idi.
Kömür ihtiyacının büyük bir kısmı İngiltere’den ithal ediliyor, bir kısmı da Zonguldak’tan karşılanıyordu.
Birinci Dünya Savaşı’nın çıkması ile kömür ihtiyacı karşılanamaz hale gelmişti.
Ülke İngiltere ile savaş halinde olduğundan kömür ithalatı durmuştu.
Zonguldak’tan gelen gemiler için artık deniz yolu güvenli değildi. Kömür getiren gemiler sürekli Rus Donanma güçleri tarafından batırılmakta idi.
Savaş yıllarında tüm kömür yolları kesilince, ısınamayan ve elektriksiz kalan İstanbul’da hayat durma noktasına gelmişti.
İstanbul’u karanlıktan kurtarmak, tekrar ışık ve enerji saçmasını sağlamak gerekiyordu.

Bu sırada varlığı Bizans döneminden bilinen, ancak hiç kullanılmayan kömür havzaları değerlendirilir. Ve imdada Karadeniz’de bulunan Ağaçlı linyit havzası yetişir. Ancak, Karadeniz Ağaçlı’daki linyit kaynaklarına en kısa sürede ulaşılması gerekir. Hemen Karadeniz kıyısındaki kömür havzalarından, kömürü santrale nakletmek için bir demiryolu hattı kurulmasına karar verilir.

İşte bu yıllarda Silahtarağa’dan başlayarak Ağaçlı’ya kadar uzanan dekovil tren yolu yaptırılır. Dekovil hat, bilinen hatlardan daha farklı bir ray sistemi içerir. Raylar klasik demiryollu hattına göre daha dardır. Ray aralığı 60 santimetre veya daha az olan, arabaları buhar, hayvan veya insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu anlamına gelmektedir.

DSC_7003Demiryolunun başlangıç noktası Haliç’in son uç noktasındaki Silahtarağa’dır. Demiryolu hattı buradan Kağıthane deresini izleyerek Kemerburgaz’a ulaştıktan sonra iki kola ayrılır. Batıdaki kol Kağıthane deresini izlemeyi sürdürerek Uzunkemer’in altından geçip Ağaçlı’da Karadeniz kıyısına ulaşır. Bu hattın toplam uzunluğu 43 km.dir.

Doğudaki diğer kol ise Belgrad Ormanı’nın içinden Ortadere’yi izleyerek Çiftalan’da Karadeniz’e ulaşır. Bu kolun da uzunluğu 14 km.dir. Her iki hattın ucu Karadeniz kıyısından giden 5 km.lik bir hatla birbirine bağlanmış ve Kemerburgaz’dan sonra bir çember oluşturan demiryolunun toplam uzunluğu 62 km.yi bulmuştur.

Kağıthane-Kemerburgaz-Ağaçlı-Çiftalan Demiryolu’nun dört tane ana istasyonu bulunmaktadır. Bunlardan ilki Kağıthane istasyonudur.
İkinci ana istasyon demiryolunun kollara ayrıldığı Kemerburgaz İstasyonu’dur. Üçüncü ana istasyon Ağaçlı’dadır.
Dördüncü ana istasyon ise Çiftalan İstasyonu’dur.
Ağaçlı ve Çiftalan istasyonları kömürün depolandığı ve vagonlara yüklendiği istasyonlardır. Ana istasyonların yanı sıra demiryolu tek hatlı olduğu için ara istasyonlar da yapılmıştır.

Ağaçlı ile Çiftalan arasında, buradaki arazinin yapısına da bağlı olarak çok sayıda köprü, dolgu ve yarma yapımına ihtiyaç duyulmuştur.
Her biri birer sanat eseri olan köprülerin tamamı ahşaptan yapılmıştır.
Mimar Sinan tarafından yapılan, eşsiz su kemerlerinin içinden geçer bu hat.
Belgrad Ormanları’ndan sonra ise Çiftalan’da denize ulaşır,
müthiş bir doğa seyri imkanı veren hat, deniz manzarası eşliğinde Ağaçlı’ya kadar uzanır.

Demiryolu güzergâhı üzerine, her kilometrede bir üçgen kesitli büyük ve iki yüzünde de rakam bulunan, her yüz metrede bir de küçük ve bir yüzünde rakam bulunan kilometre taşları konulmuştur.

Silahtarağa ve Ağaçlı arasında kurulan ilk hat 1915’te biter ve işletmeye açılır. Böylece şehrin elektrik, fabrika ve savaş gemilerinin ihtiyacı karşılanmaya başlanır. İkinci hat olan Çiftalan hattı ise 1915-1916 döneminde 8 aylık bir sürede tamamlanır ve çalışmaya başlar. Demiryolunun tamamlanması ile Karadeniz Ağaçlı’daki linyit havzasından çıkarılan kömür, dekovil hattıyla Silahtarağa Santrali’ne getirilir.
İlk kömürler santrale ulaşınca İstanbul’a ışık ve hayat geri döner.

DSC_6996Kağıthane Demiryolu, Anadolu’da süren Kurtuluş Savaşı sırasında da önemli görevler üstlenir. Silahtarağa’dan Kağıthane’ye doğru, dere kenarında yer alan Kağıthane depolarındaki silah ve mühimmat İngiliz işgal kuvvetleri tarafından mühürlemiştir. Mühürlenen bu silah ve mühimmat Kağıthane demiryolu üzerinden kaçırılır. Tren Kağıthane ve Ayazağa karakollarını geçerek Ağaçlı üzerinden Karaburun’a ulaşır. Bir yıl boyunca bu şekilde hareket edilir ve mühimmatlar Karaburun’da bekleyen takalara yüklenerek İnebolu’ya gönderilir.

Dekovil hattı üzerinden kömür taşıması 1920’li yıllarda son bulmuştur.
Değişen enerji politikası ile linyit kömürü kullanılmaz olmuş, bu hat atıl hale gelmiştir.
2. Dünya Savaşı yılların da ise hat askeri sevkiyatın yanı sıra
civar köylere ve İstanbullulara odun taşımacılığı için hizmet vermeye devam etmiştir.
1950’li yıllara kadar aralıksız olarak çalışan hat, 1950’lerde alınan bir kararla tamamen sökülmüş, demiryolu tarihe gömülmüştür. Buradan çıkan malzemeler Çanakkale’de askeri bölge içindeki bir başka maden bölgesine götürülmüştür. Sonrasında ise lokomotif, vagon ve rayların akıbeti belirsizdir. Söküm sırasında bazı ray parçaları köylüler tarafından alınarak bahçelerine direk ya da civardaki dereleri aşmak için köprü olarak kullanılır.
Yıllara yenik düşüp kaybolan bir demiryolu !
Haliç Karadeniz Sahra hattının 100 yıllık izleri,
Geriye kalan ray parçaları, km taşları, sararmış fotoğrafları ile bugüne taşınıyor.
Birinci Dünya Savaşı yıllarında kurulan,
Silahtarağa’dan başlayıp, Karadeniz kıyısındaki Ağaçlı’ya kadar ulaşan
‘Haliç – Karadeniz Sahra Hattı’ böylece yeniden canlandırılabilecek.
43 kilometrelik yol üzerinde su kemerlerinden, tarihi ağaçların arasından, köylerden geçilerek Karadeniz’e nostaljik bir yolculuk yapılabilecek!

1996 yılında Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Emre Dölen, tarihçi Mert Sandalcı ve dönemin Kâğıthane Belediyesi Basın Danışmanı Hüseyin Irmak’ın girişimleriyle demiryolunun yeniden günışığına çıkarılması için çalışma yapılır.

Kağıthane Belediyesi, ardından da İstanbul Büyükşehir Belediyesi devreye girer. Demiryolu hattının izlediği güzergâh üzerinde turlar düzenlenir. Hat, ‘Haliç-Karadeniz Sahra Hattı’ olarak metropolitan planlarına da işlenir. Anıtlar Kurulu’na da demiryolu hattının tescil edilmesi için başvuru yapılır. Tarihi hattın yeniden devreye sokulması için, Anıtlar Kurulu’nun tescil işlemlerini tamamlamasından sonra projenin ihaleye çıkarılması beklenir.

Demiryolu hattının aslına uygun olarak yeniden inşa edilerek hizmete girmesi,
Yol boyunca bölgedeki Bizans ve Osmanlı kalıntılarının yerinde görülebilecek olması,
Kemerler, köprüler, köyler, ormanlar, çiftlikler içinden geçilecek olması,
Orman içindeki yol durduğu için hattın inşası sırasında ağaç kesilmeyecek olması,
Nostaljik bir tren olarak çalışacak olması,
Tren yolu üzerinde gezi alanlarında, köyler de inilebilecek olması,
Köylülerin kendi ürünlerini tanıtıp, satışını yapabilecek olması,
Buram buram tarih kokan, savaş yıllarındaki yaşanan zorlukları tekrar tekrar hatırlatan, hissettiren…
Çok özel, çok büyük turizm potansiyeline sahip bir hat ‘Haliç Karadeniz Sahra Hattı’!

Turizm potansiyelinin yanı sıra, yıllar önce kaybolmuş ve unutulmuş bu hattı tekrar hayata geçirmek ve işletmek endüstri mirasının korunması için oldukça önemli bir adımdır.
Projenin Ürünü olan Kaynaklar ;
Araştırmalar ve tesadüfler sonucu iki ayrı fotoğraf albümüne ulaşılır.
Akademisyen- Araştırmacı Prof. Dr. Emre Dölen’’in dedesi, Hasan Mukadder Bey tarafından hattın kuruluşu sırasında çekilen fotoğrafların bulunduğu albüm.
Diğeri ise araştırmacı koleksiyoner Mert Sandalcı’da bulunan albüm.
Bu iki albüm bir araya getirilerek “Kağıthane-Kemerburgaz-Ağaçlı-Çiftalan 1914-1916” adıyla Kağıthane Belediyesi tarafından kitaplaştırılmıştır.

Bu kitabın ardından Kültür Bakanlığı bu hatla ilgili “Düş İstasyonları” adlı bir belgesel film yapmıştır.

2000 yılından itibaren de bu güzergâhta “Kayıp Bir Demiryolu’nun İzinde” ismiyle kültür turları düzenlenmektedir. Bu kültür turuna katılan diğer tüm katılımcılar gibi orman içinde kayıp rayların izinden yürüyen yazar Akdoğan Özkan ise “Türkiye’de Ölmeden Önce Yapmanız Gereken 101 Şey” ismiyle hazırladığı kitabında bu tarihi hattın gezilmesine de yer vermektedir. Kitap ilk sayfadan itibaren insan ruhuna ve aklına dinamizm katıyor. Gerçekten yapılacak çok şey var ve zaman yaratmak elimizde!
Kağıthane-Kemerburgaz-Ağaçlı-Çiftalan Demiryolu’nu gösteren haritalara ise Yıldız IRCICA Arşivi’nden ve Atatürk Kitaplığı’ndan ulaşabilirsiniz.

DSC_6993

Not : Açıkçası, projenin bugün itibari ile güncel halini de paylaşmak istedim. Anıtlar Kurulundaki tescil işlemlerinin durumunu sormak için defalarca aradım. Ancak, bilgi edinmek mümkün olmadı. Kağıthane’ye gittiğimizde edindiğim tecrübeden dolayı da anıtlar kuruluna bizzat gidip projenin son hali hakkında bilgi almak için zaman ayıramadım. Bu kısımlar başlı başına ayrı bir yazı konusu aslında. İlerleyen günlerde yazıyor olacağım.
Çok acı ki büyük çabalar harcıyoruz, güzel işler başarıyoruz. Ancak bir şekilde insanlarımız, çalışanlarımız konulardan çok uzak. Hem de yanı başındaki konulardan, kurumlarına ait projelerden!
Biz özel çaba harcamasak Kağıthane Belediyesi önündeki rayları dahi göremiyor olacaktık. Gerçekten traji komik bir gün geçirdik

Fotoğraflar: Erkan Vuruşkaner


Yorumlar(1)