/ /

İstanbullu Yarim

02 Mayıs 2013

Metin Akdemir

ah-guzel-istanbul

Türkiye sinemasının auteur yönetmenlerinden Ömer Kavur’un 1981 tarihli “Ah Güzel İstanbul” yazar Füruzan’ın Kuşatma adlı öyküsünden uyarlanmıştır. Kadir İnanır ve Müjde Ar gibi sinema personası yüksek iki oyuncuyu başrolüne koyan film gösterime girdiği dönem yüksek bir ticari başarı elde etmiştir. Yöenetmen bu nedenle diğer filmleriyle gişede umduğunu bulamamış -Anayurt Oteli, Akrebin Yolculuğu, Gizli Yüz gibi filmleriyle bilinen- Ömer Kavur’un filmografisinde ayrık bir yerdedir.

Film bir grup erkeğin evin bahçesinde bulunan kuyuya düşmüş bir kadını çıkarmasıyla başlar. Hızlı kurgusu, yakın plan detayları ve müziğiyle o dönemki sinema anlayışına göre farklı bir prologdur bu. Korkulu çocuklar, boğularak ölmüş bir kadına dehşetle bakarlar. Kamera özellikle küçük bir kızın bakışına odaklanır. Bu girişten sonra neşeli bir müzik eşliğinde filmin adı yazar. “Ah Güzel İstanbul”…
Yakışıklı kamyon şoförü Kamil (Kadir İnanır) 20 saatlik direksiyon başında kaldıktan sonra İstanbul’a dönmektedir. Sigarasını yakıp derin bir nefes alır ve Boğaz Köprüsünden geçer.Yorgun argın eve gelir. İstanbul’u özlemiş gibidir. Lakin odasına girip dinlenmeye niyetlenirken yalnızlığı derinden sızlar. Arkadaşlarıyla akşam meyhaneye giderler efkar dağıtmaya. Erol’un aklı anca karı kıza çalışır, Cengiz ise kaçakçılık gibi “pis” işlere meyillidir Kamil’in aksine. Kamil dürüst, adaletli ve efendi taraftadır. Meyhaneden çıkıp geneleve giderler, “ağzının tadını bilen” Kamil ilk kez şekeri kaçmış sakızıyla Cevahir (Müjde Ar) ile burada tanışır. Gönlünü Cevahir’e kaptıran Kamil sık sık geneleve gider. Hatta dışarıya çıkıp birlikte sinemaya giderler. Cevahir’in en sevdiğinden şarkılı Türk filmi izlerler Beyoğlu’nda. Perihan Savaş, Orhan Gencebaylı “Yarabbim”…
İyiden iyiye gönlünü Cevahir’e kaptıran Kamil’in aksine Cevahir korkar bu aşktan . Lakin“fahişe aşkı beterdir” der. Ama o da söz dinletemez kalbine. Kamil ile birlikte yeni bir hayat yaşamak ister o da. Yeni bir ev tutarlar. Artık evinin kadınıdır Cevahir. Yeni perdeler,komşular, televizyon… Ancak bir şeyler eksiktir sanki. Kamil uzaktır Cevahir’e. Anlatmaz derdini. Arkadaşlarına da bahsedemez aşkından. Utanır belki de. Yaşlı kamyon şoförü Nuri Baba yolda kaza yaparak ölür. Acısını içkiyle dindiren Kamil eve sarhoş döner. Bütün gece bekler Cevahir onu… Genelevde dört duvar içinde beklerken şimdi bu evde hapsolmuştur.
Kamil ise geçim derdindedir. Evin masrafları artmıştır, işini aksatmak istemez. Bir yandan arkadaşlarının tüm sıkıştırmasına rağmen bahsedemez Cevahir’den. Daha nikah bile kıymamışlardır.. Utanır el alemden içten içe.. Arkadaşları “eve kapattığı fahişeyi görmesin diye” dışarı çıkmasını dahi istemez. Erkeklerin dünyasında namus her şeyden önce gelir. Kamil de aslında bu erkek düzeninden yorulmuştur. Cevahir’i alıp uzaklara gitmek ister o da.
Kamil daha önce geri çevirdiği Cengiz’in kaçak mal taşıma işini kabul eder. Şoförlükten kazandığını paradan ne olur ki, eriyip bitmektedir zaten. Birlikte uzun yola çıktığı genç Erdoğan ise istemez bu işlere bulaşması Kamil abisinin. Sanki Kamil’in bozulmamış, saf tarafıdır Erdoğan. Ama Kamil çok para kazanırsa mutlu olacaklarını zanneder. Film boyunca Kamil direksiyon başındayken kaza yapmış araçlar görürüz. Bozulmuş, yan yatmış, yanmış kamyonlar.. Kamil ise fişek gibidir. Kamyoncunun sonu hep aynı“kader” de midir?
Tüm bunlara rağmen hala birbirlerine tutkundurlar. Filmin en güzel anlarından biri ise Kamil’in sefere çıkmadan önce birlikte rakı masasında söyledikleri şarkıdır. Efkarlı, uzaklara bazen de birbirlerine bakarak söylerler. Saçları toplu, beyaz bluzlu Cevahir sanki bu yeni hayattan hala umutludur, elinde eksik etmediği sigarasıyla Kamil’in gözlerinde ise hala buğulu, kaygılı bir ışık vardır.
Pencereden kar geliyor
Arkama baktım yar geliyor
Vay amman amman..
Sabah olmuş Kamil yola çıkmıştır Mardin’e. Cevahir ise evin penceresinden dalmış uzaklara bakmaktadır. Yönetmen Ömer Kavur burada merakımızı paralel kurguyla iyiden iyiye artırır. Bir yanda Kamil Cevahir’e gelinlik için beyaz kumaş alırken, diğer yanda Cevahir evi terk eder. Erkeklerle dolu sokaklarda tek kadın Cevahir’dir. Kadınlar evde yemek yapıp kocalarını beklerler. Galata Köprüsü’nde yürürken birden durur Cevahir. Filmin başındaki küçük kızı hatırlar. Çocukken gördüğü kadın gibi ölmek mi ister? Bir martı uçar, siyah bir erkek ayakkabısı yerdeki izmariti söndürür. Cevahir’in sonu belli değildir. Kamil ise gelinlik kumaşı ile geri dönmektedir. Hala saf, temiz yol arkadaşı Erdoğan filme son noktayı koyar “başka bir yol vardır düze çıkmak için” ..

Yorumlar(0)