/ /

Neden mi hayvan deneylerine karşıyız?

09 Nisan 2014

Av.Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

deney faresi

Hayvanların deneylerde kullanımına kesinlikle karşıyız. Karşı olmak için, onların birer duygusal varlık olduğu, her şeyi hissettiği ve acı çektikleri gibi duygusal sebeplerimizin yanı sıra çok sağlam maddi sebeplerimiz de var.

İçlerinden çok çarpıcı olanlarını, sizlerle paylaşmak istiyorum:

• İnsan hastalıklarının %2’den azı (%1.16), hayvanlarda görülüyor.

• Hayvan testleri ve insan sonuçları ancak %5- %25 oranında birbirini tutuyor.

• Hayvan deneyleri üzerinde başarıya ulaşmış ilaçların %95’i, insan için yararsız olduğu ya da insan için tehlikeli olduğu gerekçesiyle doğrudan atılıyor.

• Hayvan test sonuçlarının, insanlar için ilintisiz olduğu gerçeği, bir çok Şirket tarafından mazeret olarak kullanılıyor.

• Doktorlara, hayvanlarla insanlar arasında var olan anatomik ve fizyolojik farklılıklar nedeniyle, hayvan deney sonuçlarının yanıltıcı olup olmayacağı sorulduğunda; doktorların %88’i, bu anlamda, hayvan deneylerinin yanıltıcı olacağını bildirmiştir.

• Kemirgenler, hemen hemen her zaman her tür kanser araştırmasında kullanılan deney hayvanlarından. Ve kemirgenler, hiç bir zaman insanın yakalandığı kanser türüne yakalanmazlar.

• Hayvan deney sonuçlarının %90’ı, insana uygulanabilir olmadığından, atılmaktadır.

• Laboratuvarda kullanılan deney hayvanlarının farklı cinslerde (dişi –erkek) olması halinde, sonuçlar birbiri ile çelişik çıkmaktadır.

• Hayvanlar üzerinde yapılan test sonuçlarına göre sağlık için neyin tehlikeli olacağı saptanmaya çalışıldığında: limon suyu ölümcül, arsenik, baldıran zehiri, ağır gıda zehirlenmesine yol açacak zehir, sağlık için güvenli çıkmaktadır. Halbuki, bu verilerin, insanlar için tam ters olarak geçerli olduğu bilinen bir gerçektir.

• Tıp uzmanlarının, “Hayvanlardan alınan bilgiler ışığında, insanlar üzerinde tahmin yürütmek güvenilir değildir” şeklindeki bilimsel açıklamaları doğrultusunda; ilaç imalat şirketlerine karşı dava açma teşebbüsleri başarısız olmaktadır.

• Almaya’da yapılan araştırmaya göre; insan ölü doğumlarının %88’i, hayvanlar üzerinde denenip güvenli olduğu sonucuyla piyasaya sürülen ilaçlardan kaynaklanıyor. Yine aynı çalışmaya göre insan doğum kusurlarının %61’i, hayvanlar üzerinde denenip güvenli olduğu sonucuyla piyasaya sürülen ilaçlardan kaynaklanıyor. Bu kusur yüzdesi, savaş seviyesinden 200 kat fazla.

• Yine Alman Doktorların yayınladıkları bir Kongre bildirisinde; Ölümcül hastalıkların %6’sı, kalıtımsal geçen hastalıkların %25’i, hayvanlar üzerinde denenip güvenli olduğu için piyasaya sürülen ilaçlardan kaynaklanmakta.

• İnsanlık için hayat kurtaran dış gebelik ameliyatları, hayvanlar üzerinde gözlemlenen olumsuz cerrahi sonuçlar nedeniyle 40 yıl ertelenmek zorunda bırakılmış.

• Eğer hayvanlar üzerinde yapılan deney sonuçlarına sadık kalınsa idi, insanlığın anestezi nimetinden yoksun kalacağı, bilimsel bir gerçektir.

• Yine “aspirin” hayvanlar üzerindeki deney sonuçlarına göre başarısız bulunmuş, insülin hayvanlarda kusurlu doğumlara yol açmış, penisilin ve insanlar için güvenli benzeri diğer ilaçlar ve bir kısım kanser ilaçları, hayvanlar üzerinde yapılan deney sonuçlarına göre başarısız ve zararlı bulunmuştur. Hayvanlar üzerindeki bu cerrahi sonuçlar kale alınmış olsa idi, bugün insanlar için hayat kurtaran bu ilaçların hepsinin yasaklanmış olması gerekirdi.

• Kan nakli, hayvan deneylerinde elde edilen başarısızlıklar yüzünden 200 yıl, yine, kornea nakli hayvan deneylerinde elde edilen başarısızlıklar yüzünden 90 yıl gecikmiştir.

• Araştırma Koruma Kurulu Direktörü: -ki kendisi hayvanlar üzerinde cerrahi müdahaleyi savunmaktadır- hayvanlar olmadan da tıpta elde edilen başarı ve gelişmelerin mümkün olup olmayacağı sorulduğunda; “eminim olurdu” şeklinde cevap vermiştir.

• Laboratuvarlarda strese katlanmak zorunda bırakılan hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda; hayvanların sinirsel kimyalarında, genetik durumlarında ve sinir yenilenmelerinde tahmin edilemeyen değişikliklerin yaşandığı ve yaşanan bu değişikliklerin de güvenilmez ve etkisiz sonuçlara sebep olduğu gerçeğidir.
• Hayvanlar üzerindeki deneyler sonucunda ulaşılan ve iyileşme için gelecek vaat eden 10 ilaçtan 9’unun, hastanelerde tıbbi vakalarda kullanılmaya başlandığında, başarısız olduğu ortaya çıkmıştır. Çünkü bu ilaçların, insanlarda nasıl işleyeceğini tam olarak kestirebilmek mümkün değildir.
Yukarıda yer alan maddi gerçekler ışığında şu saptamayı yapmak yerinde ve doğru olacaktır: Hayvan deneyleri, ahlaka aykırı, insanlık dışı ve tamimiyle gereksizdir.
Hayvan deneylerine alternatif olarak ve insan sağlığı içim daha güvenli bilgilere ulaşılması mümkün olan en az 100 metot varken, hala her yıl 100 milyondan fazla hayvanı zehirleyerek, yakarak, sarsarak onların tahammül edilemeyecek acılara, korkulara ve yalnızlığa maruz kalmalarına yol açmak, onları öldürmek haklı görülemez.
Dünyada, her saniye, 33 hayvan laboratuvarlarda ölmektedir. Sadece bir tek insan için muhtemel bir umut var olabilsin diye, 100.000 hayvanın feda ediliyor olması, gerçekten kabul edilemez.
Hele ülkemizde yeni yürürlüğe giren Yönetmelik ile bu deney hayvanlarının içeriğine, SİNSİCE, yüzyıllar önce evcilleştirerek hayatımıza dahil ettiğimiz ve bu hayatı bizler için çoğu kez tahammül edilir hale getiren sokak hayvanlarını eklemek; insanlığımızı kaybetmiş olduğumuza dair yeni bir kanıt mahiyetinde.
15 Şubat 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren işbu Hayvan Deneyleri Etik Kurullarinin Çalişma Usul Ve Esaslarina Dair Yönetmeliğinin İPTALİ için, yürütmeyi durdurma istemli dava, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonumuz tarafından açılmıştır.
Hayvanlarımıza uzanan her türlü müdahaleye karşı, mücadele sonuna kadar devam edecektir.
Av. DENİZ TAVŞANCIL KALAFATOĞLU
İSTANBUL BAROSU HAYVAN HAKLARI KOMİSYONU Bşk. Yrd.


Yorumlar(2)

  • Anonim

    İstanbul Barosuna bağlı bir komisyonun yetkilisinin, toplumu bilgilendirmek amacıyla yazdığı bir yazıda belirttiği, oranlar, yüzdeler, Alman doktor bildirileri, insan hayvan homolojileri vs. gibi örneklemelerin tamamının referanssız (kaynak göstermeden) yazılmış olması öncelikle etik değildir. Hukuk eğitimi almamış birisi olarak soruyorum, lisans düzeyindeki derslerinizde örneklemelerinizi kaynak göstermeden yapabileceğinizi mi öğretiyorlar sizlere? Eğer böyle ise söyleyeyim yukarıdaki yazınız, ortalama gazete ve televizyon reklamlarındaki “Norveçli balıkçılar veya İsviçreli bilim adamları” haberlerinin önüne geçmemektedir. Bu kadar rastgele yazılmış bir anti-bilim yazısı daha önce hiç okumamıştım (örneğin: hayvan deneylerine alternatif 100 metod var ve/veya 100 milyondan fazla hayvanı zehirleyerek, yakarak…). Bu cümleleri kurmak için kesinlikle pozitif bilimlerin ötesinden berisinden geçmemiş biri olmanız gerekmektedir. Yukarıda da belirttiğim gibi hukuk eğitimi almadım ama sanırım açacağınız davada yukarıdakilerden daha fazla şey söyleyemeyeceğiniz için olumlu sonuç almanız olası değil.