/ /

Sürgün İnek

03 Mart 2014

Serpil Altın Urkan

sürg

Sürgünde Bir İnek…

Sürgün İnek’in galası için Türker İnanoğlu Maslak Show Center’dayız. Etraf epey kalabalık. Sarıkız ortalarda yok ama fuayede varlığı hissediliyor ; ne de olsa başrol. Manidar bir tarihte (28 Şubat 2014) vizyona girecek olan Sürgün İnek, aynı zamanda da manidar bir tarihin hikayesini beyazperdeye taşıyor.

surguninekgala_kanalist_1

Filmin web sitesinde konusunu şöyle özetlemişler:

“Yıl 1997…Düşüncelerinden ötürü insanların sürüldüğü günlerde, sıra Şevket ve Cemile gibi kendi halinde yaşayan, birbirlerini ve inekleri Sarıkız’ı çok seven bir çifte gelmiştir. Bu çiftin hayatları ineklerinin Atatürk büstünü kırmasıyla birden bire içinden çıkılmaz bir hal alır. Bu olayın çığ gibi büyüdüğüne, hadisenin köy sınırlarını aştığına, şaşkınlık ve korkuyla şahit olurlar. Muhtarından, ihtiyar heyetine, bürokratından, askerine herkes bir ineğin peşine düşer. Mesele büyüdükçe, işle sağından solundan ilgili bütün kişiler kendilerini trajikomik bir hal içinde bulur…”

surguninek_kanalist3

Filmin konusundan da anlaşılacağı üzere 28 Şubat sürecinde yaşanan olaylara trajik komik bir anlatım diliyle yer verilmiş; aslında doğru sözcükle olaylar hicvedilmiş.

Peki neler olmuştu 28 Şubat’ta? Hatırlamayanlara Wikipedia’dan hatırlatalım:

“28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997′de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı, ordu ve bürokrasi merkezli bir süreçtir. Türkiye siyasi tarihine geçen kararlar ve bu kararların uygulanması sırasında Türkiye’de siyasi, idari, hukuki ve toplumsal alanlarda yaşanan değişimlere neden olan bir süreçtir. Yaşananlar, post-modern darbe olarak da adlandırılmıştır.”

Peki bu durum “Bin yılın komedisi” iddiasında bir filmde seyirciye aktarılabilir mi? Asıl benim üzerinde durmak istediğim tam da bu durum!

Son çeyrekte Türk Sinema’sında oluşan bir algı söz konusu. “Komedi hep iş yapar.” Yani para kazandırır. Bu iddialı söylem belki de inancını tam da bu noktadan alıyor. “Bin yılın komedisi” deyince, Kemal Sunal filmlerini ağırlıklı olarak komedi olarak algılayan halkımıza  bir basamak yukarıdan seslenmek demek oluyor. Kısaca Kemal Sunal filmlerinden bile komik deniyor. Recep İvedik’le aynı zamanda vizyonda olmak ise, bu söylem paralelinde iddasını pekiştirmek durumunu yaşatıyor. Anlayacağınız ortalık biraz karışık. Biz bu algı dünyasından çıkıp, biraz filmde neler oluyora dönersek durum şudur:

surguninekgala_kanalist_3

Filmin yönetmeni Ayhan Özen benim de yakınen tanıdığım rejinin kitabını okumuş ve okutacak bir yönetmen. Sürgün İnek her ne kadar kendisinin ilk sinema filmi olsa da rejisel olarak işe ne noktada değer kattığını gerçekten yeterince  filmde görebiliyorsunuz. Senaryo ise  film boyunca devletten bir figürü gözlerimizin önünden ayırmayan müfettiş karakterinin  oyuncusu Serkan Öztürk’ün imzasını taşıyor. Bu işi öyle iyi kotarmış ki “Hem oynarım hem de yazarım…” iddiasını hissettiriyor.

surguninek_kanalist2surguninek_kanalist1

Şebnem Sönmez ise özellikle final sahnesindeki performansıyla oyunculuk okullarında öğretilenlere taş çıkarır nitelikte bir oyunculuğa imza atmış. Filmin sonunda size sürekli farklı duygu durumlarıyla içselleştiğiniz harikulade bir monolog bekliyor. Hasan Kaçan ve Fırat Tanış bütün film boyunca  bize en çok gerçeklik duygusunu hissettiren, rollerinin hakkını ağız tadıyla veren oyunculardan. Absürd bir karakter çizimi yapmamışlar  ve olayın içindeki oyunu seyirciye son derece iyi geçirmişler.

surguninekgala_kanalist_2

Gala sonrasında yapımcısı filmle ilgili açıklama yaparken şu cümleleri kullandı: “Bu filmde herkes inanılmaz bir emek harcadı. Amacımız bel altı espri yapmadan da bu ülkede komedi filmi çekilebileceğini göstermekti.” Bu yaklaşımı son derece yerinde buldum. Kapı tokmağının objesel figürüne gülme eğilimli toplumumuzda sosyo-politik bir konuyu işleyerek güldürmeyi sağlamak son derece aç kalınmış bir alan. Bu noktada Sürgün İnek gibi filmlerin üretilmesi gerekli. Başarı durumları ise tartışılır. Spoiler olmaması açısından filmin hikaye kurgusu ve ortaya koyduklarını, seyirciye geçirme duygusuna bu yazıda özellikle yer vermek istemiyorum. Yazımı filmde çok güldüğüm bir diyalogla bitirmek istiyorum:

“Sarıkız hamileymiş, duydun mu?”

“Abov, acaba hangi öküzden?”

Bol seyirli haftalar…

Serpil Altın Urkan

 

 

 

 

 

 


Yorumlar(0)