/ /

Bir anne kuzusunun ardından…

19 Şubat 2015

Av.Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu

Untitled-3
Tagler

Sevgililer gününde, bir anne için, yeryüzünde yaşanabilecek en büyük acı olmalı; en sevgiliyi toprağa vermek…
Okuyorum insanların tepkilerini; ” Biz ne zaman, bu kadar sevgisiz ve merhametsiz bir toplum olduk” diyor, hemen hemen herkes.

Oysa, biz ise yıllardır haykırıyoruz: Toplumsal şiddet her geçen gün büyüyor diyoruz. Canice hayvanlarımız katlediliyor, tecavüze uğruyorlar diyoruz. Bir mahallede hayvan tecavüzcüsü var ise, o mahallenin çocukları güvende değildir diyoruz. Bu ülke, çocuk pornosunda, Dünya sıralamasında 5. Sırada yer alıyor. Hayvan tecavüzünün “cinsel ihtiyaç altında kanıksatıldığı” bu ükede, bu tesadüf değil diyoruz. Bu bir sapıklıktır, sapkınlıktır; cinsel ihtiyaç adı altında veya aile mahremiyeti adı altında hasır altı edilemez diyoruz…

Anlatıyoruz yıllardır; yorulmadan bıkmadan. Canlılar zincirinde; en zayıf halka hayvandır, sonra çocuk, yaşlı, engelli, LGBT’ li, kadın ve erkek gelir, bu canlıların zincirinin bir tanesine dahi zarar gelmesi, bütün canlı zincirinin tehlike ve tehdit altında olduğuna delalettir, diyoruz.

Maalesef kimseye anlatamıyoruz. O zihinlerle nasıl neyle donatılmış ise, bir arpa boyu yol gidemiyoruz.

Halbuki, şiddet bir kez ortaya çıktı mı, fark etmez, gücü, gücü yetene yöneltir şiddetini.. Belli bir süre sonra, şiddet gören mağdur da, bakmışsınız, başka bir şiddetin faili olmuş… O çok kızdığınız tecavüzcü de, yıllarca, başkasının tecavüzüne maruz kalmış…

Şiddet, bu toplumun başında bir bela. Her geçen gün de, güçlenen ve kontrolden çıkan bir bela. Ve buna sebep olarak onlarca şey saymak mümkün; ancak, bence en önemli 2 neden; her geçen gün daha da cehalete saplanan zihinlerin artması ve bu zihinlerin hukuka aykırı eylemleri karşısında seyirci kalmayı tercih eden yargı sistemi…

Sizce de artık sıra gelmedi mi?

Bırakalım mağdurları; Kim mağdur? Niye mağdur edilmiş?

Asıl bakalım; Kim fail? Ne yapmış?

Çünkü mağdurlara odaklanıldığında; yetkililerin mağdurlar hakkında her zaman bir sürü bahanesi oluyor: Canlılar zincirinin her bir halkasını gözünüzün önüne getirin:
“Bu itin davası”,

“Bu kadın, adamı tahrik etmiştir”,

“Kız basına ne işi vardı orada, o saatte”

“Çocuğun da rızası vardı”

ve böylece devam eden, faili koruyan onlarca bahane….

Peki biz ne mi istiyoruz?

Öncelikle şunu herkes aklına sokmalı. Bu cani hislerin, cinayetlerin, tecavüzlerin hiç bir tanesi, siyasi boyutta ya da dini boyutta ele alınamaz, alınmamalı.

Mini etek giyen….. ile başlayan cümleyi gördüğüm andan itibaren gözüm dönmüş durumda; hayvanlar da mı bu ülkede minik etek giyiyor ve tecavüze uğruyor?

Lütfen biraz akıllı olalım, biraz sağ duyulu, biraz sevgi dolu, biraz merhametli…

Bir toplum olarak yaşıyoruz. Ve içimizden herhangi birisini, kim olursa, kimden olursa, kurban edersek, kurban edilmesine seyirci kalırsak, “zaten bizden değildi banane” dersek; bilin ki, sıranın bizden olana gelmesi de, er ya da geç kaçınılmaz olacaktır. O gün geldiğinde, belki anlarsınız, asıl konunun; mağdurun kimden veya kimlerden olduğunun hiç de önemi olmadığını…

Hiç bir kötülüğe, hiç bir yanlışa, hiç bir zümre, hiç bir din, hiç bir grup, müsamaha gösterip, koruyamaz. Korumamalı. Eğer koruyorsa, kendi toplumunun dibine dinamiti, kendi eliyle koyuyordur.

Oysa biz sadece ADALET istiyoruz. Ve o adalet şemsiyesi altında güvenli ve sevgi dolu topraklarda yaşamak…


Yorumlar(0)