/ /

RTÜK Başkanı iyi ki konuşmuş!

24 Ekim 2013

Necef Uğurlu

tv2

Kayda Geçsin!

Bu günlerde kamu görevlilerinin konuşup konuşmaması tartışılıyor.

Kamu görevlilerinin ulu orta konuşmamaları onları koruyucu bir anlam taşıyor.

Buna siyasiler de elbette dahil.

Belki bu yüzden zaman zaman parti başkanları konuşma yasağı getiriyorlar.

İnsan medyada konuştukça batıyor nadiren de yükseliyor.

İnsanlar hangi konumda olurlarsa olsunlar medyada yer almak, tanınmak istiyorlar , nadiren bu karşı konulması hayli güç güdüye teslim olmayanlar da var elbette.

Ama kahir ekseriyet hiç olmazsa röportajlara dayanamayıp yakalanıyorlar.

Halbuki kamu görevlilerinin susması onları bu tehlikeli tuzaklardan koruyor.

Aslında ağzından çıkanı duymayan kamu görevlileri , sanatçı sıkıntısı yok medyanın.

Hepsi samimi insanlar her soruya cevap vermek istiyorlar , hatta bu cevapları kamusal alanı etkilemek veya mensubu oldukları siyasi partilerinin başkanlarından ‘aferin’ almak için fırsat görüyor olmalılar, diyeceğim o ki; çoğu zaman çekecekleri tepkileri bilerek bile bile lades oluyor.

Medyamız bu konuşmalarla besleniyor .
Kamu görevlileri sustukları zaman nedense buna Genelkurmay Başkanları, Milli istihbaratımızın başı dahil, medyada hoş karşılanmıyor.

Eski Genel Kurmay Başkanlarımızdan çok konuşkan olanlar vardı.
Hemen her konuda konuşurlardı ve manşetler atılırdı.
Manşet atanlar arasında arkalarından kıs kıs gülenler de olurdu.

Hatırlıyorum, ünlü bir gazetecinin ekranlarda anlattığına göre; pek yakın arkadaşı olan zamanın istihbarat başkanı birlikte aile gezmelerinde çocukları eğlendirmek için ajan kılığına girermiş. Niye anlattı bunu deneyimli gazetecimiz bilmiyorum, (Rahmetle anıyorum) belki bakın korkmayın MİT’in başı böyle çocukları seven bir adamdır veya üstüme gelmeyin benim yakın arkadaşım MİT’in başında mesajları verdi, ince işler anlamam ama durup dururken pek sevimsiz bir anı paylaşımıydı çünkü adam hala görevdeydi .

İstihbarat ve ordunun başındakiler niye cır cır konuşsun isteniyor anlamak mümkün değil, kaldı ki her iki post ketumiyet isteyen görevler.

Basın elbette eleştirebilir icraatlarını, buna kimsenin bir şey diyecek hali yok .

Mesela son olarak Genel Kurmay Başkanı söylemediklerinden değil, söylediklerinden epey eleştiri aldı.

Öte yandan konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı; hiç hoş karşılanmıyor, anlaşılan kamu görevlileri konuşsalar da konuşmasalar da medyaya yaranamaz haldeler, ayrıca görevleri de medyaya yaranmak değil elbette.

Ama bazı siyasetçiler ben bir küçük cezveyim kanal kanal gezmeyim misali her gün bir veya iki kanalda konuşup ve sürekli, ‘PR’ yapıyorlar gitgide sevimsizleştiklerinin farkındalar mı bilemem elbette, adeta kendi gizli medyalarını oluşturmuş haldeler.
Sonra bir bakıyorsunuz e-mailler açık ediliyor ve foyalar meydana çıkıyor, halka sevimli görüneceğim derken beter oluyorlar.

Medyada konuşmak riskli bir iş ama şöhret olunuyor!

Ama son günlerin en flash konuşan kamu görevlisi Habertürk Gazetesi’ne röportaj veren RTÜK Başkanı Sayın Davut Dursun oldu.

RTÜK Başkanın;
‘Belli düzeyde insanlar bile “Şu programı neden kaldırmıyorsunuz?” diye soruyor. Biz bir programı kaldırma, değiştirme, düzenleme yetkisine sahip değiliz.‘ sözleri çok önemli.
Elbette bir programı kaldırma, değiştirme yetkisine sahip değiller, ancak yayınları düzenleme amacıyla kurulmuş bir kuruluşun başı düzenleme yetkisinin olmadığını söylüyorsa bu kuruluşun amacı nedir sorusu kamu yayıncılığın ana noktasında havada kalıyor.
Önemli bir açıklama, adeta RTÜK’ün varlık sebebini sorgulamaya yol açacak derinlikte bir cevap.

RTÜK Başkanı röportajın devamında diyor ki;
‘İyi bir televizyon izleyicisi değilim. Daha çok tartışma programı izliyorum. Orada da bilinen şeyleri tekrarlayanlar varsa onları da izlemiyorum.’

Bu sözlerde de doğru çok, RTÜK Başkanının dizi kolik olması da beklenmez ancak ‘iyi bir televizyon izleyicisi’ olmamak bu görevdeki kamu görevlisi için biraz fazla entelektüel kaygılar taşıyor gibi geldi bana .

Tercihi bu yöndeyse bu görevde çok sıkılıyor olmalı.

Ama röportajda Sayın Davut Dursun’un en dikkat çekici cevap ‘Türkiye’nin dizi bağımlılığı mı var ?’ sorusuna verdiği cevap .

Sayın Davut Dursun şöyle yanıtlamış ;

‘ Türkiye’de diziler inanılmaz izleniyor. Bir ara Brezilya dizileri iyi iş yapıyordu. Sektör çok gelişti. Diziler ihraç ürünü haline geldi. Turizme de katkısı çok büyük. Türk dizisini izleyen Türkiye’ye geliyor.

İşte burada şaşırıyorum, çünkü sayıları üçü , dördü geçmeyen dizilerin dışında dizilerin izlenme payları çok düşük.

Tutmayan dayatılan dizilerin kamu yararı tartışmalı.

Ayrıca üretim organizasyonu , haksız rekabet, standart, güvence olmayışı ve artık can sıkıcı hale gelmiş telif ihlalleri ve öykünmecilik Sayın Davut Dursun’un anlaşılan gündeminde değil.

Ve dizilerin ihraç ürünü haline gelmesi, turizme katkısı olması kamu yararı meselesini ortadan kaldırmıyor, diyelim ki kamu yararı olmayan bir iş sırf turist getiriyor diye yayınlanmalı mı ? RTÜK Başkanının meseleye böyle bakmak görevi mi ?

Sayın Dursun aslında tartışılması gereken pek çok konuya parmak basmış.

İyi ki konuşmuş, kayda geçiriyoruz.


Yorumlar(0)