/ /

Dünya Tiyatrolar Günü

27 Mart 2014

editor

The_Childrens_Museum_of_Indianapolis_-_-Ko-jo-_Noh_Theater_mask_-_detail (1)

Her yıl 27 Mart Dünya Tiyatro Günü coşkusu ile Şehir Tiyatrosu’nda olan oyunlar ücretsiz olur. Bu uygulamayı bazı özel tiyatrolarda takip etmektedir. Alternatif Sahneler, Mart ayına özel AltBilet’le 27 Mart’ı kutluyor!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları,  100. yılını kutlaması nedeniyle hazırladığı bildirinin yanı sıra Brett Bailey’in hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Uluslararası Bildirisi ve ITI-UNESCO Türkiye Merkezi İcra Komitesi tarafından hazırlanan Dünya Tiyatro Günü Ulusal Bildirisi, Şehir Tiyatroları’nın bütün sahnelerinde saat 20.00’de oyun öncesi okunacak.

Şehir Tiyatroları’nın Hazırladığı Dünya Tiyatro Günü Bildirisi:

Bugün Dünya Tiyatro Günü… Tiyatroya her alanda emek veren tüm sahne insanlarının ve tiyatro severlerin Dünya Tiyatro Günü kutlu olsun!

1914 yılında kurulan ve o günden bugüne tiyatro severlerin ve İstanbullular’ın vazgeçilmezi Şehir Tiyatroları 100 yaşında. ‘Güzellikler Evi’ anlamına gelen Darülbedayi adıyla kurulan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, hem kent içinde hem de turneleriyle İstanbul dışında tiyatronun insanlıkla yaşıt kültürel birikimini 100 yıldır paylaşmakta… Fatih’ten Ümraniye’ye, Kadıköy’den Kağıthane’ye, Üsküdar’dan Gaziosmanpaşa’ya, Harbiye’ye 8 tiyatro, 10 sahnede dünyanın insan manzaralarını salonlara taşıyor. Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerine düzenlediğimiz turnelerde, ses bayrağımızı umutla, sevgiyle, mesleğimize duyduğumuz inançla yüceltiyor.

Tiyatro sevgi isteyen, umut yitimine yer vermeyen, tarih boyunca en zorlu koşullarda ve dönemlerde yeniden ve yeniden kendine çıkış yolu bulan, ayağa kalkmasını bilen, kişiliğini ve kimliğini sanatçı insanın özverisinden ve seyredenin olumlu algısından oluşturan bir sanat. Şehir Tiyatroları da, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçirdiği tarihsel süreçlerin tümünde, sahne insanları ve İstanbullu tiyatro severlerle kentin kılcal damarları semtlerde, mahallelerde kendine yer açmış, büyük ve kadim bir sanatın anıtsal kurumu. Sahneden salona sanatsal varoluşun ve vazgeçilmezliğin karşılığı…

Ülkemizde tiyatronun her alanda kendine yer açması; çağdaş dünya sanat değerlerinin hem kurumsal hem de sahne uygulamalarında temel ve ana koşul olarak görülmesi; toplumsal, siyasal ve yaşamsal yaklaşımların tiyatroyu kurumsallaştırarak yüceltmesi, sanatımızı, doğal olarak Şehir Tiyatroları’nı güçlü ve etkin kılacaktır.

Biliyoruz ki, 100 yıldır İstanbul’un ve İstanbullu’nun kalbindeyiz. Tiyatro ateşini bizler kadar yüreğinde hisseden sizlere, tiyatromuzun dostlarına, tiyatronun yaşamın her alanındaki elçilerine ne kadar teşekkür etsek azdır. Sağolun, varolun…
Şehir Tiyatroları’nda eş zamanlı olarak okunmaya başlanacak olan bildirileri, oyunlardaki sanatçılar, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Berrin Koper, Fatih Reşat Nuri Sahnesi’nde Aslı Aybars, Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nde Bensu Orhunöz, Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesi’nde Uğur Arda Aydın, Üsküdar Kerem Yılmazer Sahnesi’nde Caner Çandarlı, Ümraniye Sahnesi’nde Eraslan Sağlam, Kağıthane Sadabad Sahnesi’nde Emrah Özertem,  Gaziosmanpaşa Sahnesi’nde Tarık Şerbetçioğlu okuyacaklardır.

Brett Bailey’in 27 Mart 2014 Dünya Tiyatro Günü mesajı:

Bastırılması olanaksız Gösteri Ruhu insanların toplandığı her yerde açığa çıkar.
Ufacık köylerin ağaçları altında, küresel metropollerin yüksek teknik donanımlı sahnelerinde; okul salonlarında ve tarlalarda ve tapınaklarda; kenar mahallelerde, kent meydanlarında, toplantı merkezlerinde ve yoksul bölgelerin bodrum katlarında insanlar türümüzün karmaşıklığını, çeşitliliğini, kırılganlığını kanlı canlı varlıklarıyla, nefesleriyle, sesleriyle dile getirerek sohbet etmek için yarattığımız kısacık ömürlü tiyatro dünyalarında birbirlerine sokulurlar.
Toplanmamızın hedefi ağlamak ve anımsamaktır; gülmek ve düşüncelere dalmaktır; öğrenmek ve onaylamak ve hayal etmektir. Teknik hünerlere şaşıp kalmak, tanrıları canlandırmaktır. Güzellik ve şefkat ve canavarlık yaratma gücümüz karşısında hayranlıktan hep birlikte soluksuz kalmaktır. Oralarda enerjimizi artırmak ve daha da güçlenmek için toplanırız. Değişik kültürlerimizin zenginliğini kutlamak, bizi bölen sınır çizgilerini eritmek için.
Bastırılması olanaksız Gösteri Ruhu insanların toplandığı her yerde açığa çıkar. Ortak özelliklerden kaynaklanır, değişik geleneklerimizin maskelerini takınır, kılıklarına bürünür. Dillerimizi ve ahenklerimizi ve el hareketlerimizi hizmetine alır, topluluğumuzun ortasında bir ortak boşluk yaratır.
Ve bizler, o kadim ruhla işbirliği yapan sanatçılar, onu kalplerimize, düşüncelerimize ve gövdelerimize sindirerek benimsemek zorunda kaldığımızı hissederiz. Öylece gerçeklerimizi bütün olağanlıkları ve pırıl pırıl gizemleriyle açığa vurmuş oluruz.
Gelin görün ki şu çağda milyonlarca insan hayatta kalmak için çabalamakta, baskıcı düzenlerin ve yırtıcı kapitalizmin pençesinde acı çekmekte, çatışmalar ve cefalardan kaçışmakta; özel yaşantımıza gizli servisler burunlarını sokmakta ve sözlerimiz mahremliğe saygısız hükümetlerce sansürlenmekte; ormanlar bitirilmekte, canlı türleri yok edilmekte, okyanuslar zehirlenmekte; açığa vurmak zorunda kalacağımız ne var ki?
Bu dünyada güçler eşit değil. Değişik egemenlik düzenleri tek ulusun, tek ırkın, tek cinsin, tek cinsel tercihin, tek dinin, tek ideolojinin, tek kültürel çerçevenin ötekilere üstün olduğuna hepimizi inandırma çabasında. Böyle bir dünyada sanatlarla toplum gündemleri arasındaki bağların koparılması için direnmek gerçekten savunulabilir bir tutum mudur?
Bizler, arenaların ve sahnelerin sanatçıları, piyasanın kendi işine gelen siparişlerine uymakta mıyız? Yoksa elimizdeki gücü sağlamca kavrayarak toplumun kalbinde ve kafasında temiz bir yer açıyor, insanları çevremizde topluyor, onları esinliyor, büyülüyor, bilgilendiriyor, öylece bir umut ve açık yürekli işbirliği dünyası yaratıyor muyuz?

Çeviren : Refik Erduran

Yukarıdaki bildiri iti-worldwide.org - tiyatromuzesi.org sitesinden alınmıştır. 

Görsel: The Childrens Museum of Indianapolis – “Ko-jo” Noh Theater mask


Yorumlar(0)