/ /

Müziğe Hakettiği Değeri Veren Plak Dükkanı

02 Mayıs 2013

Ezgi Aktaş

KAPAK

Şehir neyle yaşar? Bu sorunun belki pek çok yanıtı vardır, ama bizce listenin en başında bağımsız mekânların varlığı gelir. Şehir; çok katlı AVM’lerle sarılan, her gün bir yenisinin inşaatının başladığı, insanlar arasındaki iletişimin otomasyonla kısıtlandığı boğuk atmosferde müdavimleriyle ayakta duran, insanların bir araya gelip, sohbet edebildikleri, bulundukları mahallenin buluşma noktası haline gelmiş bağımsız dükkanlarla nefes alıp, verebilir.

 

İstanbul’un Galatasaray semtindeki Kontra Plak işte tam da bu tanıma uyan bağımsız bir plakçı. Algı kapıları açık, müziğe hak ettiği saygıyı gösterenler için kapılarını açık tutan Kontra Plak, ana akımın dışında kalan müzik türlerine yer vermesiyle, şehrin kültür sanat dinamiğine farklı bir çeşni katan etkinlikleriyle ve müzikseverleri iyi müziği paylaşmaya yönlendiren anlayışıyla kısa sayılabilecek bir sürede şehrin vazgeçilmezlerinden biri haline geldi. Uzun süreli bir kurumsal çalışma deneyiminin ardından, hayalini kurduğu plak dükkânını İstanbul’a kazandıran Okan Aydın’la Kontra Plak’ı özel kılan farklılıklar ve plak kültürü üzerine konuştuk.

 

kontraplak

Okan Aydın

 

Kontra Plak adında bir plak dükkanı açma fikri nasıl oluştu?

Müzikle olan ilişkim lise yıllarına dayanıyor. Üniversite sonrasında bir yandan kurumsal hayat devam ederken, bir yandan da amatör olarak radyo programcılığı, müzikle ilgili mini yazı ve röportajlar ve DJ’lik gibi işlerle uğraşıyordum. Kontra Plak’ı açmadan önceki son üç yılı ise müzik sektöründe geçirdim. 15-16 yıllık kurumsal hayatın bir noktasında kendime “yapmak istediğim asıl işi yapabilir miyim?” diye sormaya karar verdim. Kafamdaki proje ile ilgili araştırma yapmaya, insanlara danışmaya başladım. İstanbul gibi bir şehirde plak dükkânlarının sayısı 9-10′u geçmiyor. Farklı parametrelerle beslenen, konuya farklı açılardan bakan bir mekânın karşılık bulabileceğine inandım ve nihayetinde Kontra Plak’ı Haziran 2012′de hayata geçirdik.

 

Kontra Plak gibi bir yerin varlığının İstanbul’a nasıl bir katkısı oldu?

Daha yolun başındayız ama uzun vadede biz burada farklı katma değer yaratan bir şeyler yapma gayretindeyiz. Bunun öncelikle İstanbul’daki diğer plak dükkânlarına, dolayısıyla da müzikseverlere sunulan toplam içerik ve hizmet kalitesine olumlu etki yapacağı kanaatindeyim. Elbette bunda tek faktör Kontra Plak olmayacaktır, ama minnacık bir katkısı da olsa bu bir artıdır. Öte yandan, Kontra Plak’ın güncel müziği takip edip, festival ve konserlere gidenleri müzisyenlerin albümleriyle buluşturan bir yer olmasını hedefliyoruz. Buraya gelen insanlarla salt satın alma edimini bir adım geriye iterek, müziğin ve paylaşımın ön planda olduğu bir ortam yaratmak arzusundayız. Özellikle çizgi dışı üretimlere yer veren bir yer olduğumuz için, yerli müzisyenleri de demolarını, albümlerini ilgililerine ulaştırarak desteklemeye çalışıyoruz. Bu çalışmaları müzik sektöründeki kontaktlarımıza ulaştırmak gibi bir köprü görevi de görüyoruz. Son birkaç ayda Kim Ki O, She Past Away, Alpman, Büyük Ev Ablukada, Portecho gibi isimlerin plaklarında bu işbirliğini gördük. Burası o tip çalışmaların paylaşımı için de merkezi bir yer işlevi görsün istiyoruz. Özetle çok daha güncel, nitelikli, zengin ve detaylı bir servisi (her anlamda) hak eden müzikseverlere elimizden geldiğince bir temas noktası olmak amacındayız.

 

 

Kontra Plak’ı özel kılan farklılıklar neler?

Kontra Plak’ı oluştururken, bir müziksever bir plak dükkânında neler arar, biz bir müziksever olarak neleri görmek isteriz, yurtdışındaki plak dükkânları nasıl, bu zamana kadar yapılanlarda nasıl eksiklikler var gibi soruları bir potada eritip, burada atacağımız heradıma yansımasını istediğimiz temel parametreler belirledik. Bunlardan en önemlisi, müziğe haketttiği değeri vermek. Müziğin kendisine saygı duyarak, onu dinleyicisine en iyi şartlarda sunmak amacındayız. Bu fiziksel şartlar da olabilir, o albümle ilgili bilgilendirme olanakları da olabilir. Mekânı metrekaresiyle, dağılımıyla, müşteri pikabıyla, televizyonuyla ve koltuğuyla bu anlayışa uygun ve insanların rahat edebileceği şekilde tasarladık. Burada

aynı anda 15-20 kişi birbirini rahatsız etmeden farklı farklı şeylerle uğraşabilir. Dükkânda önem verdiğimiz bir diğer konu ise, sunum. Satışa sunduğumuz ürünlerin temiz, bakımlı, sınıflandırılmış, içinde her albümle ilgili bilgi kartlarının olduğu, zaman zaman o albüme ilişkin yazıların yer aldığı, gelen kişiyi bize bir şey sormaya muhtaç bırakmadan albümü eline aldığında gerekli bütün bilgilere ulaşabildiği bir düzende olmasına dikkat ediyoruz. Tabii bunu yapmaktaki amacımız gelen kişinin bizimle iletişim kurmasına mani olmak değil. Bildiklerimizi paylaşırken, bilmediklerimizi öğrenmeye de sonuna kadar açığız. Bir albüm sorulduğunda, eğer bizde yoksa ve hakkında bir şey bilmiyorsak, sonradan araştırmak ve öğrenmek üzere not alıyor ve bir yerden edinebiliyorsak arşive katıyoruz. Kontra Plak’ta güncel müziği daha yakından takip etme gayretimiz, İstanbul’daki müzik eksenli hareketlere duyarlı, yeni türleri araştıran bir anlayışımız var. Mesela, bir müzisyen İstanbul’da konser veriyor. Ertesi gün albümüne ulaşmak istediğinizde ne zincir mağazalarda ne de plak dükkânlarında, ne de dağıtımcılarda bulabiliyorsunuz. Ana akımın dışında kalan türlerde bu daha sık yaşanan bir durum. Biz bunu aşmaya çabalıyoruz.

 

kontraplak

 

Kontra Plak’a gelenler burada nasıl bir arşivle karşılaşacak?

Burayı ilk açtığımızda doğal olarak ağırlıkla bizim dinlediğimiz tür ve sanatçıların ön planda olduğu bir arşivimiz vardı. Ancak açıldığımız günden bu yana hem ürün sayısı hem de çeşiti oldukça arttı. Buraya gelenler ana akımın dışında kalan alternatif müzik albümlerini de bulabiliyorlar. Özellikle rock ve elektronik müzik kategorimiz oldukça kuvvetli. Rock ana başlığının altında modern, indie, klasik, gotik, endüstriyel gibi türlerde güçlü bir arşivimiz olduğunu düşünüyoruz. House, techno, klasik, rock, caz, funk ve soul türlerinde de hem günceli takip etmeye hem de arşivimizi daha da zenginleştirmeye çalışıyoruz. Bir de nicelikten çok niteliğe önem veriyoruz. Kontra Plak’a gelip de, sevdiği türdeki plakları inceleyen insanlar eminiz ki boş bir şeyle karşılamayacaklardır. Buraya sadece dağıtımcıların pazara sunduğu albümlerle kısıtlı olmayan, Kontra Plak olarak peşinde koştuğumuz bir içeriği sunmaya gayret ediyoruz. Yurtdışındaki müzisyenlerle, plak şirketleriyle ya da dağıtımcılarla iletişime geçiyor ve albümler getirtiyoruz. Buraya gelen müzikseverle kurduğumuz diyaloğu uzun süreli düşünüp, sosyal mecralardaki varlığımızla, tuttuğumuz veri tabanıyla o ilişkiyi geliştirmeye çalışıyoruz. Gelen insanların pek çoğuyla dost oluyoruz. Yeni plaklardan onları haberdar ediyoruz. Dükkândaki her plak hakkında bilgimizin olmasını önemsiyoruz. Tam hakim olmadığımız plaklar hakkında satışa sunmadan önce bilgi edinmeye çalışıyoruz ki, öneri sorulduğunda güvenle konuşabilelim. Özünde müziği ön plana alan anlayışımızın geçtiğimiz 10 aya baktığımızda olumlu karşılık bulduğunu söyleyebiliriz. Mekânın kendi içindeki farklılıklar, müziğe yaklaşımımızdaki farklılıklar ve güncel müziği takip çabamız Kontra Plak’ı farklı konumlandıran özellikler. Burayı döndürme gayretinden vazgeçmeden, ticari anlayışın dışında kalmaya uğraşıyoruz.

 

Ticari anlayıştan söz etmişken, bir plak dükkânını yaşatmak için uğraşırken en çok karşılaştığınız zorluklar neler?

Ürünleri temin ederken, buradaki sınırlı tedarik durumundan zaman zaman etkileniyoruz. Ana akım olanların dışında kalan çizgi dışı albümlerde bu durumu daha fazla yaşıyoruz. Piyasaya sunulup da, çok limitli gelen albümler olabiliyor. Elimizdeki partiyi bitirip, yeniden sipariş etmek istediğimizde tökezliyoruz. Biraz ters bir kurguyla, güncel müziği takip edip, burada talep göreceğini düşündüğümüz albümleri kendimiz sipariş ediyoruz, zaman zaman o ilgiyi de kendimiz ouşturuyoruz, çevremizdekilerle paylaşıyoruz. Konserleri takip edip, o müzisyenin albümlerini ediniyoruz. Tuttuğumuz veri tabanı sayesinde buraya gelen müşterilerin neleri talep ettiğini anlama ve bundan sonra alacakları ürünler konusunda öneri sunma imkanımız olabiliyor. Bağımsız ve küçük plak şirketleriyle iletişime geçip, onlardan da ürün alabiliyoruz. Miles Davis’in sözünde olduğu gibi (Don’t play what is there, play what’s not there), biz de sadece burada olana değil, olmayana odaklanmaya çabalıyoruz.

 

Hangi bağımsız plak şirketleriyle iletişim içindesiniz?

Morr Music, Staubgold, Fat Cat, U Know Me Records, Ninja Tune, Compost Records, Minority Records ilk aklıma gelenler. Ayrıca pekçok bağımsız etiketi temsil eden dağıtımcılarla da çalışıyoruz. Türkiye’de temsil edilen Domino, Beggars, 4AD gibi plak şirketleri de yakın merceğimiz altında.

 

Bağımsız müzisyenler size gelip, benim böyle bir çalışmam var, ilgilenir misiniz diyebilirler mi?

Kesinlikle. Buraya Eskişehir’den bile yaptıkları demo kayıtlarını gönderen insanlar var. Bunu sadece dükkanda gelen demoların satışı anlamında söylemiyorum. Kontra Plak olarak bunun bir adım ötesine geçmek için kafa yoruyoruz. Bu üretimi yapan insanlarla iletişime geçmek ve o tarza ilgi duyabilecek kişilerle bu çalışmaları buluşturmak, daha önce belirttiğim gibi bir köprü vazifesi görmek asıl niyetimiz.

 

Açıldığınız günden beri en çok ilgi gören plaklar hangileri?

Yabancı albümlerde The Doors, Pink Floyd, The Beatles, David Bowie gibi her daim ilgi gören isimleri bir yana koyarsak, The XX’in son albümü oldukça iyi bir satış grafiği yakaladı. Keza Efterklang, Antony & The Johnsons, The Black Keys. Yerli albümlerden ise Portecho ve Büyük Ev Ablukada plakları yoğun ilgi gördü.

 

Kontra Plak yalnızca plakların satıldığı bir dükkândan ötesi, burada aynı zamanda müzisyenlerin performans sergileyip, dinleyicileriyle buluştuğu etkinlikler düzenliyorsunuz. Önümüzdeki günlerde böyle etkinlikler düzenlemeyi planlıyor musunuz?

Burayı rahat bir atmosferde tasarlamamızın bir nedeni de, müziği müzikseverle buluşturan küçük bir mekân kurgulama gayretimizdi. Geçtiğimiz günlerde Paul Banks, Portecho ve Esmerine gibi isimler burada çaldılar ya da dinleyicilerine imza verdiler. Böyle çalışmalarımız sürecek. Önümüzdeki günlerde burada ya da başka yerlerde Kontra Plak partileri düzenlemek gibi bir düşüncemiz var. Festival ve konserlerde stand açarak Kontra’yı daha görünür kılma çalışmalarımız olacak. 20 Nisan’da Amerika ve Avrupa’da kutlanan Record Store Day’in İstanbul’daki ev sahipliğini yapacağız. Müzisyenlerin minik performanslar sergileyeceği, sevenleriyle buluşup, sohbet edebilecekleri ve DJ setlerinin yer aldığı, bütün güne yayılan bir özel gün organize ediyoruz. Kontra Plak’ın ruhunu başka yer ve mecralarda da insanlara ulaştırmayı arzu ediyoruz.

 

Dijital müzik platformlarının sayısının gün be gün artması, plak dinleme alışkanlıklarında değişiklik yarattı mı sizce?

Plakla ilgili konuşurken hep ön plana çıkan şeyler analog olması, sesin gerçek haline en yakın format olması gibi özelliklerdir. Plakla ilgili bu söylenenler dijital formattaki müziği yok saymayı gerektirmemeli kanımca. Müzikte bilgisayarın devreye girmesiyle çok fazla ürün üretilmeye, müzik üretimi genele yayılmaya başladı. Dijital platformların bu üretimlere ulaşmayı kolaylaştırdığını söylemek mümkün. Bir plağı cebinize koyup, metroda dinleme şansınız yok, ama evde makul bir ses sistemiyle plaktan dinlemek işin en keyifli yanı. Bir yandan plağın estetik obje olma ve koleksiyonerler tarafından bir arzu nesnesi olma durumu da var. Özellikle ikinci ele düştükten sonra her bir plak tamamen kendine özgü bir obje haline dönüşüyor.

 

Söyleşimiz sona ererken, bu kadar arşivci olmaya ya da müzik dinlemek için bu kadar çaba harcamaya gerek yok diyenler hakkındaki görüşünüzü sormak istiyoruz.Katıldığımı söyleyemem. Herkes pikap sahibi olup, plak dinlemek zorunda değil, pek çok başka format var. Yine de plağın sunduğu pek çok artı varken bunu yok s aymanın anlamı yok. Böyle bir gayret varsa da son 20-30 yılda gelinen nokta bunun boşa olduğunu gösterdi. Uluslararası raporlara göre plak pazarı ciro anlamında her yıl yüzde 2 ila 5 oranında artış gösteriyor. Gerçi burada plak yok olmuştu, Issız Adam diye bir film çıktı ve yeniden hayata döndü gibi kısmen hatalı bir algı var nedense. Plak hep oradaydı, belki başka formatlar önüne geçmişti, ama uzun süreli yarışta plak, kaplumbağa-tavşan öyküsünde olduğu gibi yeniden öne çıktı.

 

Mekan ile ilgili galeriye ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Röportaj: Ezgi Aktaş

Fotoğraflar: Selen Çatalyürekli


Yorumlar(0)